20 Ağu 2010

Yıldız, Figüran ve Pasta Mumları

I.

İnsan ne zaman Oscar almış bir dünya yıldızı gibiyken bir günde basit bir figürana dönüşür?

Elbette doğum gününün ertesi gününde.

Bir gün önce "doğum günü çocuğu" iken, hediyeler pastaları, sürprizler mesajları, telefonlar çiçekleri kovalarken, yani tüm ilgi sizin üzerinizdeyken kendinizi tam da küçüklüğünüzde büyüyünce olmayı düşlediğiniz popülaritede bir yıldız olarak bulursunuz. Sanki herkes o gün sizi mutlu edebilmek için yataktan kalkmıştır. Yolda yürürken bile herkes hayranlıkla size bakıyor ama tepkinizden çekindiği için yanınıza yaklaşıp doğum gününüzü kutlayamıyordur sanki. Aslında sadece doğum gününüzde değil, her zaman için hak ettiğiniz ilgidir bu ve nihayet insanlar gerçek değerinizi anlamışlardır, geç de olsa… Eğlenceler, kutlamalar, gülümsemeler, iltifatlar…

Ne var ki ertesi gün, yani yeni yaşınızın ilk günü gerçek hayata dönersiniz. Ne hediye vardır ne dakika başı gelen mesaj ne de sizin ekseninizde dönen insan topluluğu... Bir günlük saltanatın sonu!.. Üstelik daha da acısı, doğum gününüze -364 günle- en uzak olan da sizsinizdir ve sizinkine gelene kadar onlarca arkadaşınızın doğum gününde, onların başrolünde figüran görevinde oynamanız gerekir…

II.

Bir Çift Yürek adlı kitapta yazar, Aborjinlere doğum günü partilerinden söz eder. Onlara pastayı, şarkıları, armağanları ve her yıl bir adet artan mumları anlatır.

Onlar bunu saçma bulur ve şöyle der: “Bizler için kutlama özel bir durum gerektirir. O geldiğinde yas tutulacak ölüme bir adım daha yaklaşmanın nesi özel anlamadık… Üstelik bu durum için bir çaba gösterilmez ki, bu kendiliğinden olur.”

“Peki” der yazar, “Siz neyi kutlarsınız?”

“Daha iyi olmayı! Bizler eğer geçen yıla göre daha iyi, daha bilge olmuşsak bunu kutlarız. Bu an da her yıl sabitleşmiş bir gün olamaz. Bunu ancak sen kendin bilebilirsin ve kutlama partisinin ne zaman yapılabileceğini ancak sen söylersin…”


1 yorum: