5 Eyl 2010

Seçim

Seçimlerimiz, başımıza gelen her kötü olayda aslında zamanında böyle bir hakkımız yokmuş gibi davrandığımız ve şans, kısmet, kader, dünya düzeni gibi birçok mazerete sığınarak görmezden geldiğimiz müdahale gücümüzdür. Seçim yapabilmek için en az iki seçenek, özgür bir irade ve muhakeme yeteneği gerekir. Bir şeyi seçerken başka bir şeyi de kaybettiğimiz için ‘neyi istediğimiz’ kadar ‘neyi kaybetmeyi göze alabileceğimiz’ de önemlidir karar vermemizde. Kimi zaman da çok basit gibi gözüken tercihlerin aslında çok önemli sonuçlar doğurabileceğini bilmeden her gün yüzlerce seçim yaparak geçer hayatımız.

Seçim yapmak kadar, verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak da önemlidir. Spora gitmek ve sağlıklı beslenmek yerine hareketsiz kalmayı ve çok yemek yemeyi tercih ediyorsanız kilolu olmaktan şikayet etmemelisiniz. Hem 150 kilo olup hem de bunu dert edinmeyen “kendiyle barışık” dediğimiz insanlar seçimlerinin arkasında durabilen kişilere en güzel örnektir. Ya da polis tarafından yakalanıp da emniyete götürülürken son derece rahat olan hatta gülümseyip yaptığı işten pişman olmadığını belli eden işaretler yapan suçlular, seçimini bilerek ve isteyerek yapmış, bu işe girişirken yakalanmayı göze almış ve kararının sorumluluğunu sonuna kadar taşıyan kişilerdir. İşledikleri suç ne kadar yanlış olursa olsun seçimlerinin arkasında durabilmeleriyle saygıyı hak etmişlerdir.

Günde iki paket sigara içmeyi tercih ediyorsanız günün birinde kanser olduğunuzu öğrendiğinizde şaşırmamanız gerekiyor.

Sizden daha akıllı olmadığına emin olduğunuz ve siz kızlarla gezerken o kütüphaneye gidiyor diye alay ettiğiniz sivilceli ve gözlüklü o çocuk şimdi hiç anlam veremediğiniz şekilde sizden çok daha kariyerli bir işe ve yüksek bir maaşa sahipse bu okul yıllarında eğlence, miskinlik yerine sabahlara kadar ders çalışmayı seçtiği için olabilir mi?

Dünyanın en yanlış adamıyla evlendiğinizi mi düşünüyorsunuz? Demek kocanız sabahlara kadar eve gelmeyen, sizi aldatan, sorumsuz biri… Acaba aylarca peşinizde koşan o düzgün, akıllı, iyi niyetli çocuğa “Sen çok iyi birisin ama…” diyip de ailenizin tüm uyarılarına karşın barlardan çıkmayan, giyiminden konuşmasına kadar serserilik akan ama kahretsin ki çok da yakışıklı olan o züppenin peşinden gittiğiniz için olabilir mi? Yoksa onun evlendiğiniz zaman sihirli bir değnek dokunmuş gibi değişeceğini mi ummuştunuz? Ya da o zamanlar monotonluk ve sıradanlık yerine heyecan ve çekiciliği seçtiğiniz kadar huzur, güven ve iyilik yerine risk, bencillik ve sorumsuzluğu seçtiğinizin farkında mı değildiniz?

Seçimlerimizi her zaman en doğru şekilde yapmak elbette mümkün olmayabilir. Ama kararımızın sorumluluğunu alabileceğimiz şeyi seçmemiz gerekir.

Kumar oynamak, çok para kazanmayı değil, her şeyini kaybetmeyi göze almayı seçmektir.

Kopya çekmek, yüksek not almayı değil, disipline gitmeyi göze almayı seçmektir.

Hız sınırını geçmek, biran önce varmayı değil, kaza yapmayı göze almayı seçmektir.

Seçim, neleri kazanacağınıza değil, neleri kaybedeceğinizi göze almanıza karar vermektir. Ve kararınızın arkasında durabilmek, yaptığınız seçim kadar önemlidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder